İş Birliği Yaptığımız Kuruluşlar


 

Dönüşüm Yolundaki Yaratıcılık

 

Globalleşen dünya düzeni ilk akla geldiği şekliyle ekonomik bütünlük ve kolay iletişim anlamından öte, kalitenin globalleşmesini gündeme getirmektedir. Güney Afrika’daki bir elektrik kesintisinin ülkemizi etkileyebileceği bir yakınlaşma, iletilen her nesnenin veya kavramın kalite karakteristiklerinin de iletilmesi, dolayısıyla kalitenin globalleşmesi sonucunu doğurmuştur.

Mevcut yönetim tekniklerini uygulayarak yaratıcı çalışmalarda bulunmak dışında, yeni yaklaşımlar üretmek çerçeveli bir yaratıcılık hedefimiz olmalıdır. Yaratıcılık odaklı gayretler yeni hedefler ve stratejiler geliştirme gereğini ortaya koyabilir. 1960’lı yıllarda Japon ürünleri rekabet şansını fiyat üzerine kurmuş iken, o yıllarda Japon endüstrisinde değişen çevresel faktörlerin haricinde, yönetim, yaklaşımıyla ilgili gerçekleşen değişimler sonucunda uygulanan yeni tekniklerin etkisi hızla ürün kalitesine, işletme verimliliğine ve nihai olarak müşteri tatminine yansımıştır. Bu teknikler incelendiğinde bir çoğunun daha önce uygulanmamış hatta isminin bile duyulmamış olmaları, yaratıcılık temeli üzerine kurulmuş bir gayreti gündeme getirmektedir.

İşletmeler, yaratıcılığın ortaya çıkarılması yönlü çabalarını bir eylem olarak ele almalıdırlar. Yenilik planlaması fikri, yakın geçmişimize kadar şaşırtıcı olarak görünmesine rağmen, yaratıcılığın ileri düzeyde hedefler doğrultusunda kullanıldığında elde edilen sonuçların çarpıcılığı birçok defa gözlenmiştir. M. Kemal Atatürk’ün silah, asker sayısını ya da düşmanı değiştirmeden neyi, ne şekilde değiştirerek askeri ve siyasal zaferlere ulusumuzu taşımış olması hepimiz için iyi bir örnek teşkil etmektedir.

İşletmeler genellikle geçmişle ilgilenirler, geleceği görmeye çalışan ve daha da ötesi geleceği şekillendirmeye yönelik çabalar içine girmiş bulunan şirketler son derece azdır. Zamansal görüş aralığı denilen gündemimizde olan zaman dilimi, çok uzak geçmişi veya çok uzak geleceği içermez. Etkisinin üzerimizde olduğu olayların zamanı kadar eskiye, etkisini kısa vadede net olarak hissedeceğimiz olaylar kadar geleceğe ilişkindir. Bir başka deyişle, kafamızı bir olayla ilgili olarak etkisi x zamansal uzaklığı oranında meşgul ederiz. Gelecekte olacak değişime uyum sağlama yönünde yapılacak yaratıcı çalışmalar yanında, uzak geçmişten yakın geçmişe yapılmış olan yolculuk üzerinde yaratıcılık ile ilgili etkili izler detaylı şekilde irdelenmelidir. Fakat bunu yaparken zaman içinde oluşmuş çevresel faktörlerdeki değişimler ve bu değişimleri ortaya koymuş bulunan temel fikirlerin de değişeceği konusunda bilinçli olunmalıdır. Bir şirket yaratıcılığı değişim yönünde karar ve eylemlerde temel unsur olarak ele almaya karar verdiğinde, soyut ve somut tüm kabulleri ve varsayımları bulup değiştirmeye ve sancılı olabilecek değişim çabaları için oluşacak problemleri de göğüsleme yönünde hazırlıklı olmalıdır. Bu yönde öncelikle toplam kalite çerçeveli temel anlayışlar, daha sonra strateji ve taktikler belirlenmelidir. Değişimin yönünü sadece olumlu olarak beklemek yanıltıcı olacaktır. Değişim ve yaratıcı çabalar aşağıdaki şekilde gösterilmek istendiği gibi hedefle birebir aynı yönde ve taban tabana zıt olabileceği gibi 0-360 derece arasında her farklı açı kadar paralellik de gösterebilecektir.

TKY felsefesi temel alınarak işletmeler adına konu basit olarak ele alınırsa:

Yaratıcı işletmeler; kendini sorgulayan, alçakgönüllü mütevazi, müşteri odaklı, beyin gücünün değerinin farkında olan, geçmişten ders alan, yeni fikirlerin ortaya çıkarılması yönünde sistemlere sahip, esnek işletmeler olarak göze çarparlar.

Geleceğini yaratıcılık temeli etrafında 1950’lerde kuran Sony, karşılığını aldığı çekirdek ideolojisinin hâlâ peşindedir. Sony’ nin çekirdek ideolojisi;

1-Japon kültürünü ve ulusal ideolojisini geliştirme,

2-Öncü olma, diğerlerini izleme ve olanaksızı gerçekleştirme,

3-Bireysel yeteneği ve yaratıcılığı destekleme olarak tanımlanmıştır.

Katılımın sağlanması ve liderlik

Çalışanlardan sınırları zorlama isteğinde bulunmak, liderlerin de sınırları zorlama gereğini ön koşul olarak ortaya çıkartır. Öncelikle liderler, çalışanlara iş güvencesi, eğitim olanakları, maddi ve manevi destekler konusunda işletme ve kendi düşüncelerinden kaynaklanan sınırları zorlama durumundadırlar. Aksi halde temel ihtiyaçları henüz tatmin olmayan çalışanlarımızdan, bitmek tükenmek bilmeyecek bir gayret beklemek gerçekçi olmayacaktır.

Sadece yaratıcılığın kolayca ortaya çıkabileceği ortam yaratmak ve uzaktan izlemenin yeterli olmayacağı gibi, işletmeye bir konuda yenilik getirerek; çalışanlardan benzer sonuçları hiçbir destek vermeden beklemek de dönüştürücü bir lider için Toplam Kalite Yönetim anlayışına uygun bir davranış tarzı olmayacaktır. Aynı şekilde değişim konusunda, üst yönetimde lider konumunda bulunan kişilerin kendi ifadelerine ters düşen davranışları kadar zarar verici bir şey olamaz. Yaratıcılığın önemi kadar, ortaya çıkartılması, yaratıcı düşüncelere ulaşılması ve bu yönde uygun sistem tasarlanması, işletme hedefleri doğrultusunda etkin kullanımı, zaman içerisinde Toplam Kalite Yönetimi yönelimli heyecanın kaybolmaması için önlemler alınması, ulaşılabilir hedeflerle destek olunması, örnek olunması, doğru yönde yaratıcılığın desteklenmesi ancak hevesin kırılmaması, rakamsal göstergelerle destek olunması, çalışanların gururunun okşanması, manevi tatminin sağlanması liderin üzerinde düşünmesi gereken konulardır. Yaratıcılık konusunda soyut veya somut desteklerden faydalanılmalı, çalışanları teşvik edici unsurlar yöneticiler tarafından tanımlanmalıdır.

Yaratıcılık her çalışanın üzerinde sorumluluğu bulunan ve yazılı hale getirilmemiş bir görevidir aynı zamanda. Hiçbir yenilikçi çalışanın yaratıcı uygulamaları, sonucunda ortaya çıkartmış olduğu ürün görev tanımında yer almayacaktır.

Liderlerin konu ile ilgili olarak ana görevi, çalışanlara müşteri tatmini yönünde yaratıcı faaliyetlerde bulunma konusunda fikir vermek, yaratıcılığın işletme ve birey açısından öneminin toplam kalite gerçeği altında nihai müşteri memnuniyetine dayandığının altını net olarak çizmek olmalıdır.

Çalışanlar ve dış müşteriler

İnsanların dünya üzerinde kurdukları anlayışları temelden değiştirmedikçe, eylemler ve eylem sonuçları da değişmeyecektir. Unutmamalıyız ki gerçekleşmeyeceğini düşündüğümüz bir olay için çaba da sarf etmeyiz. Çalışanlarınıza TKY gereği olarak inisiyatif veriyorsanız, onların düşünceleri ve düşünce tarzları kadar yaratıcılık yönlerini de göz önüne almak durumundasınızdır.

İşletme içinde yaratıcılığı sadece Ar-Ge departmanından beklemek, diğer departmanlara ve dış müşterilere yapılan, belki hiçbir zaman farkında olunmayan bir haksızlıktır. Yaratıcılığın müşteri beklentilerini karşılamak yönünde bir anlayış olarak hayata geçtiği düşünüldüğünde, müşterilerin dışarıda kaldığı ve habersiz olduğu bir yaratıcılık çabası düşünülemez.

Herhangi bir işletmenin, bir yangın tehlikesindeymiş gibi tüm çalışanlarını bina dışına çıkarttığı bir durumu gözümüzün önüne getirirsek, çalışanlarından gelen gücün ihtişamının eksikliğini çok daha net görme şansımız olacaktır. Tümüyle otomasyonel hale gelmiş bir işletme dahi canlı bir varlığın o sistemi başlatma hareketi olmadan çıktı üretir hale gelmeyeceği ne kadar net bir durumsa, işletmelerin onlarca, yüzlerce, binlerce çalışanından alacağı yaratıcı gücün büyüklüğü de o oranda nettir.

Düşüncelere değer verilmesi, onları özgürce ifade edebilme ve tartışma ortamının yaratılabilmesi deney, araştırma ve gözlem yapabilme olanaklarının verilmesi her çalışanın arzu ettiği çalışma ortamının, TKY uygulamalarına dayanan temel özelliklerindendir. Yöneticilerin, astlarının kendi istek ve arzularıyla oluşturdukları fikir ve çalışmalara, kendi isteklerinden daha az önem vermesi çalışanların bu yönlü heveslerini kıracaktır.

Değişim ve yaratıcılık konusunda insan psikolojisinden gelen değişim korkusu ve korkunun dışa vurumu olarak ruhsal tepkisi göz ardı edilmemelidir. Bu anlamda üç tür çalışan grubunun oluşması beklenebilir:

1. İyimser çalışanlar

2. Kötümser çalışanlar

3. Kararsız ve duyarsız çalışanlar

Tüm çalışan grupları ayrı ayrı ele alınarak yeteneklerinin ortaya çıkarılması için yollar tanımlanmalıdır. Her çalışanı bu üç gruptan birine yerleştirmek ve sürekli olarak orada tutmak insan görüşlerinin değişebilirliği düşüncesiyle çelişir. Bu üç grubun birbirinden olumlu yönde etkilemesini sağlayıcı yöntemler üzerinde ısrarla durulmalı, İyimser çalışanların etkin olduğu takım çalışmaları ve diğer TKY uygulamaları araç olarak kullanılmalıdır.

Yaratıcılığın etkinliği

"İnsanların üzerinde dünya anlayışlarını kurdukları temeli kökten değiştirdiğinizde, eylemlerde buna bağlı olarak değişir."

Albert Einstein

Yaratıcılık farklılıklardan doğar, geçmişe göre farklı olmak, rakiplere göre farklı olmak, benzer işletmelere göre farklı olmak kendi işletmemiz özelinde mevcut ve olası sorunlar hakkında bizi düşünmeye ve karar vermeye iter.

Aynı şartlar altında istenilen sonucu beklemek, aynı hatayı tekrar tekrar yapmaktan farksız olacaktır. Bıkmadan, usanmadan, yeniden ve yeniden denemek yaratıcılığın en temel şartıdır. Yaratıcılığı var olanı değiştirme üzerine denemeler yapmak olarak değil, olmayanı ortaya koymak şeklinde ele almak gerekir ancak yaratmak; var olanı değiştirmekten öte, olmayanı oluşturmak olarak tanımlansa bile, başlangıçta küçük gibi görünen değişimlerin toplam kalite ilerleyişinde belirli bir zaman sonra bambaşka sonuç(lar) alarak karşımıza çıkması hiç de rastlantı olmayacaktır.

Sonuçlarla değil, sürecin detayı ile ilgilenmek ve süreçle ilgili kalıplar koymak yaratıcılığın önünde bir kısıt olarak kendini gösterecektir. Bir problemin çözümünde mevcut veya ulaşılabilir verileri ve daha önce denenmiş uygulama örneklerini yaratıcılığın önünde engel olarak görmek yerine; tam tersine yaratıcılığı TKY çalışmalarında destekleyici basamaklar olarak değerlendirmek gereklidir.

Eğitim, öğrenme ve

yetenekli işletmeler

"Geçmişin derin izleri, geleceğin sınırlarını şekillendirir."

Öğrenme ve yaratıcılık TKY kültürünü içeren, birbiriyle iç içe geçmiş, birbirini tamamlayan, bireysel olmalarından öte sosyal süreçlerdir. Tecrübelerden faydalanmak, bir takım nesneleri kullanarak, sonuçları gözlemlemek yaratıcılık yönünde bir gayret, bir çaba hareketidir.

İşletmelerinin nihai hedeflerine ulaşma yolunda üzerinde en etkili biçimde ilerleyebileceği strateji, iş görenleri amaçlar doğrultusunda eğitip, organize etmek olacaktır. Japonya’da üniversite eğitimi alanların % 94 gibi ülkemizden çok yüksek bir oranda oluşu, ülkemizin bu konuda göstermesi gereken ilerlemenin boyutu açısından çok basit bir örnektir.

Unutulmamalıdır ki, işletmenin değişimi ve yenilenmesi, işletmenin sahip bulunduğu yetenekleriyle doğru orantılıdır. Öncelikle yetenekli işletmeler değişimi yaratabilirler.

Performans geliştirme

ve süreklilik

"Bir başarının elde edilmesinden öte sürekliliğinin sağlanması, başarıya ulaşmaktan fazla bir çaba gerektirir."

"İki gün arasında fark yaratamıyorsak yıllar arasında da fark yaratamayız."

Yaratıcılığın teşviki ve ödüllendirilmesi, çabaların sonuçlandırılması ve sürekliliği için en temel konulardan birisidir. TKY uygulayan ve yaratıcılık öncelikli işletmeler bu yönde performans değerlendirme sistemlerini yeniden irdelemelilerdir. Yaratıcılığı açığa çıkarma adına kurulmuş olan sistemler, organizasyon yapısının etkilerini üzerinde taşımayan, son derece esnek ve içinde yaratıcılık izleri bulunan işleyiş bütünü şeklinde olmalıdır. Yaratıcılığın etkinliği açısından çalışanların kendi yetki görev ve sorumlulukları ile işletme stratejik hedefleri arasında bağ kurma gereği vardır. Performans değerlendirme sistemleri yaratıcılığı özendirmeli, sonuç kadar gayretleri de ödüllendirmelidir.

Bireysel rekabeti teşvik eden bir performans değerlendirme sistemi oluşturmak bilgi paylaşımı ve disiplinler arası yaklaşım uygulamasını baltalayıcı rol oynar. Performans değerlendirme sistemi rekabeti değil, işbirliğini teşvik etmeli, takım çalışması anlayışı ile bireysel başarılar çelişmemelidir. Bireysel başarılara verilen manevi prim, bu başarının ardında yatan grup çalışmasıyla ilişkilendirilmelidir.

Ödüllendirme sürecinde çelişkili uygulamalardan kaçınılmalı, şirket vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmalar ödüllendirilmelidir. Performans değerlendirme sisteminin özünü, artan şirket değerlerinin sosyal paydaşlara, dolayısıyla iç müşterilere de yansıtılması oluşturulmalıdır. Parasal ödüllerin zaman içerisinde motive edici özelliğinden uzaklaşması nedeniyle bu konuda yenilikçi olunmalı, beklentilerin canlı tutulduğu hatta çoğu zaman sürpriz uygulamaların yer aldığı manevi ödüllere yönelerek, ödülün amacından sapmasına izin verilmeden sürekli ve çalışanların motivasyonlarını artırıcı ödüllendirme sistemleri oluşturulmalıdır.

Grup bazında ödüllendirme sistemi benimsendiğinde, ekip yaratıcılığına odaklı ödül sistemi oluşturulmalı; farklı gruplar arasında işletmenin ve çalışanların zarar görebileceği türde rekabet önlenmeli ve gruplar arasında hedef paralelliği sağlanmalıdır. Performans değerlendirme sürecinde kriterleri belirleme ve belirlenmiş olan bu kriterlere uygun davranış sisteminin çalışanların gözünde güvenilirliği ve objektifliği konusu olmazsa olmaz şarttır. Aksi halde motive edilmemiş olduğu halde, iyi motive edilmiş ve toplam kalite anlayışını sahiplenen çalışanlar arasında kaybolmuş insanlar yer alabilecektir.

Birliktelikten doğan yaratıcılık

"Fikirlerin çatışmasından gerçekler ortaya çıkar" Tevfik Fikret

"Yaratıcı fikirler insanların beyninde, toplumların geleceği insanların elindedir."

Farklı fikirler, farklı algılama biçimleri ve bilgi özümseme, değerlendirme yöntemleri karşı karşıya geldiğinde yenilik gerçekleşir. Bu ise olaylara farklı açılardan bakan, kalite bilincine varmış olan insanlar arasında işbirliği gerektirir. Yaratıcılığın önünü açmak isteyen yöneticiler, farklı düşüncelerin çarpışmasına izin vermelidirler. Yöneticiler eğer fikir çatışmalarından hoşlanmıyor iseler, kendileri gibi düşünen insanlardan faydalanmayı tercih ederler ve farklı görüş açılarına sahip çalışanların ortak çalışmalarının uygunsuzluğa yol açacağı düşüncesindedirler. Farklı yönetsel ve çalışma şekilleri olan insanlarla yola çıkmanın faydalı olacağı görüşünü benimseyen yöneticiler ise, o insanları nasıl çatışma ortamı yaratmadan yönlendirecekleri konusunda zorlanırlar. Yaratıcılığı işletme başarısı yönünde etkin kullanma isteğinde olan yöneticiler, TKY’nin gereği olarak farklı biçimde düşünen ve davranan insanları bir araya getirirler ve bu ortamın kurallarını koyarak uygulanabilir fikirler çıkması yönünde aktif rol oynarlar.

Bireysel yaratıcılık ile organizasyonel yaratıcılık arasında ince fakat derin çizginin iyi anlaşılması, ortaya çıkarılmak istenen fikirlerin oluşum şeklinin belirlenmesi ve yeniliklerin sonuçları açısından önemlidir. Organize olmuş bir gruptan yeni bir fikir veya ürün beklemek sürecin işleyişi yönünden sancılı, yönlendirme ve kontrol açısından zor olmasına rağmen, sonuçları açısından gruptaki kişilerin kapasite toplamından fazla çıktı verebilecek düzeyde iyi olabilir. Bunun için gerekli şartlar sağlanmalıdır.

Genellikle işletmeler, en alt seviyede bulunan problemlerin çözümü için kalite çemberleri kurarlar ve bu problem etrafında koşuşturup dururlarken büyük problemlere ulaşana dek heyecanlarını kaybederler; böylece takım çalışmalarının işletmelerin ana problemlerini çözer hale getirilmeleri de imkansız derecesine yakın olmaktadır.

Başarılı TKY uygulamalarını hedef alan yenilik adına gerçekleştirilen faaliyetler süreci, ister kişi bazında ister takım çalışması halinde yürüsün, yüksek seviyede ikna yeteneği ve bakış açılarının değiştirilmesi gereğini ortaya çıkartır. Şirket içinde tatlı bir rekabetin insani ve örgütsel maliyetleri olduğu bir gerçektir, ama aynı zamanda kişisel sorgulama ve fikirsel canlanmalar açısından gerekli bir ateşleyicidir.

İşletmelerde tartışmalar yasallaştırılmalı ve öğrenmeye olanak tanımalıdır. Çalışanlar bir gün öncesinin ateşli tartışmalarını geride bırakarak bir sonraki gün aynı gücü tekrar kendilerinde bulabilmelidirler. Çalışanlar işletme faaliyetleri adına attıkları her adımda, anomiden uzak tutulmalı, ortak bir odak noktasına hitap etmeli ve bu durumun bilincinde olmalıdırlar.

Çalışanları hiç ilgi duymadıkları alanlarda kullanmayı denemek ve bu yönde yenilik beklemek yerine, çalışanlar ile birebir görüşüp ilgi duydukları alanla ilgili çapraz grup çalışmalarına katılmalarını sağlamak daha mantıklı olacaktır.

Çalışanlar ortak sorumluluk, ortak hedefler ve ortak değerler paylaşılan TKY temelli işletme kültürüyle bütünleştirilmeli, farklı yönlerde kendi başlarına yapmaya gayret gösterdikleri yeniliklerin yerini, aynı hedefi konu alan ortak beyin gücü kullanımı gerektiren çabalar almalıdır. Liderler ise sürekli başarı yumruğu sıkan, el çırpan ve gerektiğinde oyuna giren motive edici takım oyuncuları olarak kendilerini ifade etmelilerdir.

Sonuç

Kişisel kalitenin sağlanmasından, kurumsal kalitenin sağlanmasına, kurumsal kalitenin sağlanmasından ulusal kalitenin sağlanmasına kadar geçen süreç, etkin hale getirilmiş ve açığa çıkarılmış, sadece fen ve matematikle sınırlandırılmamış, sonuçları günlük yaşamın her anında görülebilen bir yaratıcılıkla mümkündür.

Neden herkesten farklı bir yol izlediği sorulan Nasrettin Hoca’nın "Herkes aynı yöne gitseydi, dünyanın dengesi bozulurdu" cevabı, esprili bir hazır cevap kadar, insanların yol ayrımlarını çizmede sıra dışı bir bakış açısının gereğini içermektedir. Dünyanın dengesini bozmaktan öte, dünyamızın dengesini daha da sağlamlaştırmak adına mutlaka gidilecek yeni yollar bulmalıyız ve bu yollardan geçerken kalite izlerini bırakmayı temel insanlık görevimiz olarak üstlenmeliyiz.

TKY anlayışı ile halkımızda var olan fakat yeterince etkinleştirilememiş yaratıcılık kaynaklarımızın canlandırılması yolunda bilinçli bir çaba, ulusumuza hedef gösterilen ve hak ettiğimiz meşru medeniyet seviyesinin üzerine mutlaka çıkaracaktır.

Yaratıcılığın üç boyutu

1-Yaratıcılığın kişisel ve psikolojik boyutu: Yaratıcılık ister günlük yaşantımız içinde, ister organizasyon içinde olsun arayış, heyecan, zevk, istek, motivasyon, birliktelik, paylaşım, kalite bilinci ve temel insani değerlere saygıyı gerektirir. İnsanların beklentileri gördükleri, bildikleri işittiklerinden öte kafalarında hatta bilinç altında yerleşen taleplerden oluşmaktadır.

Yaratıcı düşünceler üzerindeki en negatif dış baskı, etrafındaki insanların "mantıksızlık" şeklinde değerlendirmesinin yarattığı olumsuz psikolojidir. Yaratıcı insanlar bu tür riskleri göze alabilen insanlardır.

2-Yaratıcılığın ortaya çıkarılmasına yönelik metodlar: Sorun çözme aşamaları, "bilişsel" olduğu oranda yetenekleri de içerir.

Hafızadan gerekli olan bilgileri alan beyin, süreci irdeler, yan etkilerini gözden geçirir ve testler uygular. Yaratıcılık için nesnelerle denemeler yapmak sonuçları görmek, şartları değiştirmek kısacası keşfetmek gereği vardır.

Bir örnek olarak yeni ürün tasarımı ele alındığında değişik yönleriyle katma değer yaratmış olan ürünlerin verileri analiz edilerek tüm pozitif noktaların bir arada bulunduğu bir sonuç oluşturmak hedeflenmelidir.

3-Yaratıcılığın etkinliği: "Hızlı değişen şartlar altında bir hücumbot olmak, ağır bir savaş gemisi olmaktan iyidir." 1714 yılında ilk patenti alınan yazı makinasının pazara sunumu 150 yıl sonra 1864’te gerçekleşebilmiş ve buzdolabı için sunum 35 yılı bulmuşken, şimdi bu süre neredeyse sıfırdır. Zaman içerisinde yaratıcılığın somut bir ürün, uygulama, sistematik veya anlayış olarak, yaşamımıza girme süresinin kısalması kadar, yaşamımıza getirdiği artı değer de o kadar önemlidir. İşletmelerde çalışanların, işletmenin her yönüyle ilgili olarak sınır tanımadan zihinlerinde denemeler yapmalarına fırsat vermeli ve ortam yaratmalıdırlar.

 

 

Kaynakça:

(1) Arie De Gaus, "Yaşayan Şirket", Rota Yayınları, Ağustos,1998.

(2) D. Drennan, "Transforming Company Culture", McGraw Hill,1992.

(3) David Garvin, "Managing Quality", A Strategic Competitive Edge, 1998.

(4) Ikujıro Nokaka, "Bilgi Yaratan Şirket", Bilgi Yönetimi, MESS Yayınları, Nisan 1999.

(5) İsmail Türkmen,"Yönetici ve Çalışanların Verimlilik ve Bireysel Sorumluluk Bilinci", Anahtar Dergisi, Sayı :99, Sayfa 4, Mart 1999.

(6) J. James, "Gelecek Zamanda Düşünmek", Boyner Holding Yayınları, 1997.

(7) James Harrıngton, "The Collapse of Prevailing Wisdom, Different Strokes for Different Folks", 7. Ulusal Kalite Kongresi Tebliği, 1998.

(8) John Seely Brown," Şirketi Yeniden Yaratan Araştırma", Bilgi Yönetimi, MESS Yayınları, Nisan 1999.

(9) Ken Shelton, "Sahte Liderliğin Ötesinde", Executive Excellence Serisi, Rota Yayınları, Kasım 1997.

(10) M.C. Beer,"Corporate Change and Quality", Quality Progress, Sayfa 33, Şubat 1988.

(11) Masaaki İmai, "Kaizen", Brisa Yayınları, Aralık 1994.

(12) Melih Arat, "Aktif, Canlı Katılımcı Müşteriler", Önce Kalite Dergisi, Sayı 25, Sayfa 26, Nisan-Mayıs 1998.

(13) Öğrenen Organizasyonlar Uzmanlık Grubu, "Öğrenen Organizasyonlar", KalDer Yayınları, 1997.

(14) P. Bessis, H. Jaqui, "Yaratıcılık Nedir?", İstanbul Reklam Yayınları, Sayı 23.

(15) P. F. Drucker, "What We Can Learn From Japanese Management", Harward Business Rewiew March-April 1971.

(16) Serpil Aytaç, "Yaratıcı Kişilik ve Yönetici", Market Dergisi, Sayı 48, Sayfa 74, Ocak-Şubat 1999.

(17) Tracy Goss, Richard Pascale, Anthony Athos, "Yeniden Yaratmak Adlı Korku Treni", Değişim, Şubat 1999.

(18) W. E. Deming, "Out of the Crisis", 1986.

(19) Yılmaz Taptık, Özgül Keleş, "Kalite Savaşı", KalDer Yayınları No : 22,