Gelişme, yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır.
Yaşamın içinde gelişme her zaman vardır ve var olmak zorundadır. Gelişmenin
doğal sonucu ise, değişimdir. Tüm canlılar gibi organizasyonlar da ayakta
kalabilmek, yaşamlarını sürdürebilmek ve çevreye uyum sağlayabilmek için
sürekli bir değişim içinde olmak zorundadırlar. Değişime karşı yaratıcı tepkide
bulunmak ve değişimi fırsatlara dönüştürmek için sürekli yeni arayışlar içinde
olan yöneticiler ve organizasyon kuramcıları; Toplam Kalite Yönetimi ve Öğrenen
Organizasyonlar yaklaşımlarını ortaya koymuşlardır.
Toplam Kalite Yönetimi’nin T’si, yani
toplamı; tüm çalışanların katılımını, yapılan işlerin tüm yönlerini,
müşterilerin ve üretilen ürün ile hizmetlerin tümünü kapsıyor. K’sı, yani
kalitesi; müşterinin bugünkü beklenti ve ihtiyaçlarını tam ve zamanında
karşılayıp onlara gelecekteki beklentilerini aşan ürün ve hizmetler sunmayı
ifade ediyor. Y’si, yani yönetimi ise; yönetimin her konuda çalışanlara
liderlik yapması, çalışanlara örnek model oluşturması ve işletme çapında
katılımcı yönetimin sağlanması anlamına geliyor. Toplam Kalite Yönetimi’nin
kökleri; insanların, kuruluşların ve yönetimin ortak, birleştirici bir hedefi
olduğu varsayımında yatmaktadır. Bu hedef, sürekli gelişmeyi bir yaşam tarzı
haline getirmek, özellikle de organizasyonun bir bütün olarak performansını
geliştirmektir. Bu hedefe ancak, tepedekilerin düşünüp çalışanların bu
düşünceleri uyguladığı, geleneksel ve otoriter emir komuta hiyerarşilerini
kırıp her düzeyde düşünmeyi ve uygulamayı gerçekleştirerek varılabilir. Toplam
Kalite Yönetimi, belirli alanlarda uzmanlaşmış ve birbirinden ayrı
organizasyonel iş bölümleme anlayışının yerine, birbirleriyle karşılıklı ilişki
halinde olan ve sürekli bilgi geri besleyen, öğrenen organizasyonel bölümler
yaratmıştır.
İşletmeler sürekli gelişme ve rekabet
üstünlüğü kazanma arayışı içine girdikçe, sürekli gelişme programları çoğalmış,
fakat başarısız programların sayısı başarılı olanlardan daha fazla ve iyileşme
oranları da daha düşük olarak gerçekleşmiştir. Toplam Kalite Yönetimi
uygulamalarından beklenen performans artışları elde edilemeyince, sürekli
gelişme süreci mercek altına alınmış ve sürekli gelişme ile organizasyonel
öğrenme arasında kritik bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkiyi algılayabilen
işletmelerin başarıya ulaştığı belirlenmiştir. [1]
TKY organizasyonları sistem yönetme prensiplerine
göre davranırlar. Organizasyonların kontrolünü kolaylaştıran beş yönetim
fonksiyonu tanımlanabilir: [2]
l Yönetimin bağlılığı
l Liderlik
l Müşteri odaklılık
l Toplam katılımcılık
l Sistematik analiz
Yönetimin beş unsurunun her biri organizasyonun
etkililiğine (Müşterinin istediği kalite, verimlilik ve esneklik) katkıda
bulunur. Şekil-1’de, Yönetim Fonksiyonları ve Organizasyonel Etkililiğe
katkılarından hareketle; TKY Sistemi ve Organizasyonel Öğrenme İlişkisi bir
matris halinde gösterilmektedir. Matriste kolonlarda Yönetim Fonksiyonları,
satırlarda ise Organizasyonel Etkililiğe olan katkıları tanımlanmıştır.
TKY sistemi ve öğrenme ilişkisinin
açıklanması için iki yol vardır. Birincisinde, her kolon dikey olarak ele
alınır. Örneğin, Yönetim Yüklenimi başlığı altında, her biri PDCA döngüsü
aşamalarına karşılık gelen; Değerler, Yatırım ve Yönetim İzleme/İnceleme alt
başlıkları ile Öğrenme ve Sürekli İyileştirme/Yeniden Yapılanma süreçleri
tanımlanmıştır. Her alt başlığın altında yer alan maddeler sorumlulukları
göstermektedir.
İkincisinde, yatay ilişkilere bakılır.
Örneğin, Yönetim Yüklenimi fonksiyonunun, Değerler alt başlığında yer alan
İnançlar/Felsefeler ile Sistematik Analiz fonksiyonunun Sonuçlar alt başlığında
yer alan Önceliklendirme arasındaki tüm unsurlar PDCA döngüsünün planlama
aşaması ile ilişkilidir. Planlama satırları bir bütün olarak işletmenin temeli
olup yön ve hedefler hakkındaki bütün ana kararlar burada alınmaktadır.
Planlama satırları geleceğe yönelik çalışmaların, Müşterinin İstediği Kaliteye
dönük olarak çıkış yerleridir. Yatırım, Motivasyon, Ürünler, Takım Halinde
Öğrenme/Çalışma ve Sürecin Sürekli İyileştirilmesi alt başlıklarının yer aldığı
orta satırlarda, PDCA döngüsünün uygulama aşamasına yönelik çalışmalar
tanımlanmıştır. Bunlar Verimliliği yöneten faktörler olup, planlama ile uyum
içerisinde çalışmaktadırlar. PDCA döngüsünün İzleme/İnceleme aşamasında
tanımlanan; Yönetim, Gelişme, Müşteri Tatmini, İşgören ve Süreç İzleme/İnceleme
alt başlıkları altında, planlama ve uygulamaya yönelik bütün çalışmalar
değerlendirilmekte ve ardından değişim için etkili bir katalizör olan İç/Dış
Kıyaslama yapılmaktadır. Yön değişikliklerine ilişkin kararlar bu satırlarda
verilmekte ve organizasyonun Esnekliği tanımlanmaktadır. Değişim öğrenmenin
sonunda yer alacağından PDCA döngüsünün Düzeltme/Değişim aşamasından önce
Öğrenme gerçekleşmekte (Matriste PDCA döngüsünde, öğrenme hızı paralel iki
çizgiyle tanımlanmıştır) ve döngü Sürekli İyileştirme ve/veya Yeniden Yapılanma
ile sürmektedir. Bir bütün olarak matriste tanımlanan Öğrenen TKY sisteminin
doğru olarak çalışması; Kalite, Verimlilik ve Esneklik yönünden Organizasyonel
Etkililiği ve dolayısıyla da Rekabet Gücünü artıracaktır.
Strateji, yapı ve kültürünü bir öğrenme
sistemine dönüştürmeden iyileştirme programları uygulayan TKY organizasyonları,
sürekli gelişme felsefesinin özündeki sürdürebilirlik koşulunu
sağlayamamışlardır. TKYS ve Organizasyonel Öğrenme İlişkisi matrisinden
hareketle, aşağıda sayılan nedenlerden dolayı kısa dönemli ve kalıcı olmayan
gelişmeler elde etmişlerdir:
1- Değişimin sürekliliği öğrenmenin de
sürekli olmasını zorunlu kılar. Değişim öğrenmenin sonunda gelir. Çoğu
işletmenin kavrayamadığı temel gerçek; insanların ve organizasyonların
iyileştirmeye gitmeden önce, öğrenmelerinin gerekli olduğudur.
2- Organizasyonel öğrenme, temelde bir geri
besleme sürecinin sonunda ortaya çıkar. Geri beslemenin ortaya çıkabilmesi ise,
öncelikle bir eylemin yapılmasını ve bu eylemin sonucunun izlenmesini
gerektirir. Birçok TKY stratejisinin başarısız olmasının nedeni, tasarımcıların
Süreç İzleme/İnceleme konusundaki yetersizlikleridir.
3- Tüm organizasyonlar öğrenir, bu yüzden
öğrenen organizasyon kavramı pratik olarak ayırt edici değildir.
Organizasyonlar öğrenirken de yok olabilirler; yanlış öğreniyor ya da yeterince
hızlı öğrenmiyorlardır. Esas konu organizasyonların öğrenmesi değil; hız,
ekonomi, doğruluk bakımından nasıl ve ne öğrendikleridir. [3]
4- Öğrenme deyince, tek döngülü/adaptif ve
çift döngülü/yaratıcı öğrenmeden hangisini kullandığımızı belirtmek gereklidir.
Tek döngülü öğrenme, gerçekleştirilen eyleme ilişkin teori hakkındaki
fikirlerimizin aynı kaldığı öğrenme türüdür. Çift döngülü öğrenme ise, sadece
nesnel gerçekler hakkında değil, aynı zamanda gerçeklerin arkasındaki güdüleri
ve mantığı anlamaya yönelik sorulara cevap bulmaya çalışır.
Öğrenen bir TKY Organizasyonu oluşturulmadan
önce öğrenen organizasyonların -bir dizi dalga hareketiyle ifade edilebilen-
evrimine dikkat edilmesi uygun olacaktır. Birçok yöneticinin Toplam Kalite
Yönetimi anlayışı, somut çalışma prosedürlerinin geliştirilmesi üzerinde
yoğunlaşır. Bu birinci dalgadır. Birinci dalga ile ilgili olarak ortaya atılan
ilk görüşler, değişimin çalışanlardan başlaması gerektiği şeklinde olmuştur. Bu
görüşlere göre, yönetimin görevi, gelişmenin sürekliliğini sağlamak,
çalışanların gücünü kısıtlayan engelleri ortadan kaldırmak ve süreçlerin
gelişimine hız kazandıran kalite eğitimi, rekabetçi kıyaslama gibi yeni
uygulamaları desteklemektir. İkinci dalganın odak noktası, iş sürecinin
geliştirilmesi yerine, çalışma tarzımızın geliştirilmesi olmuştur. Düşünme ve
birlikte iş yapmayı kolaylaştırmanın yolları aranmış, sistemin performansını
belirleyen dinamik, karmaşık ve çelişkili konularda çalışanlara yol gösterecek
sürekli eğitimler gündeme gelmiştir. Değişimin birinci odağı yönetimdir. Bu iki
dalga zaman içinde birleşerek üçüncü dalgayı meydana getirecektir. Üçüncü
dalgada öğrenme, hem yöneticiler hem de çalışanlar için bir yaşam tarzı olarak
kurumsallaşacaktır.
Organizasyonların strateji, yapı ve
kültürlerini bir öğrenme sistemine dönüştürememelerinin nedenlerinden hareketle
ve öğrenen organizasyonların evrim aşamalarını da dikkate alarak, Öğrenen bir
TKY Organizasyonunun kurulması prensiplerini aşağıdaki gibi açıklayabiliriz:
Bir TKY organizasyonu, öğrenen organizasyon
haline gelmeden önce Harvard’dan David Garvin’e göre hayati üç konu ele
alınmalıdır. [4] Birincisi anlam sorunudur. Bununla kastedilen öğrenen
organizasyonun sağlam temellere dayalı, kolay uygulanabilir bir tanıma kavuşmuş
olmasıdır. İkincisi, yönetim konusudur; yani pratiğe yönelik, işleyişle ilgili
açık ve yönlendirici ilkeler. Sonuncusu ise bir organizasyonun öğrenme hızını
ve düzeyini değerlendirmeye yönelik ölçümü sağlayacak araçlardır. (Öğrenme
eğrileri, deneyim eğrileri, yarı-ömür eğrisi.) Bu üç kavramdan hareketle,
Öğrenen TKY Organizasyonlarının beceri kazanmış olduğu beş ana faaliyeti,
aşağıdaki gibi tanımlamak mümkündür:
l Sistemli problem çözümü
l Yeni yaklaşımlar deneme kapasitesi
l Geçmiş deneyimlerden dersler çıkarma
yeteneği
l Başkalarının başarılı deneyimlerinden
dersler çıkarma yeteneği
l Bilgiyi örgütün tamamına hızla ve etkin
bir şekilde aktarma becerisi
Öğrenen organizasyon stratejisine sahip
olmak üç tamamlayıcı strateji daha gerektirir:
Dalga Stratejisi. Konuya en yoğun odaklanan,
en kısa vadeli stratejidir. Bir analiz çalışmasıyla, hangi temel gelişme
noktalarında öğrenmenin hızlandırılması gerektiğini ve sonucunda işletmenin,
rakiplerinin önüne geçecek nasıl bir dalga yaşayacağını ortaya çıkarır.
Yetiştirme Stratejisi. Daha hızlı öğrenen
insan özelliklerinin ortaya konulması, bu profile uygun insanların işe alınması
ve geliştirilmelerini kapsar.
Dönüşüm Stratejisi. Tüm çalışanların daha
hızlı öğrenen kişilere dönüştürülmesini sağlayacak yöntemlere odaklanır.
Dönüşüm stratejisi doğru uygulandığında organizasyonel öğrenme üzerinde en
büyük etkiyi yaratacak olan stratejidir.
Öğrenen Organizasyon olma yolunda, birçok
TKY stratejisinin başarısız olması, Süreç İzleme/ İnceleme konusundaki yetersizliklere
bağlıdır. Müşteri odaklı ve sürekli gelişmeye yönelik çabaların temelinde süreç
izleme etkinliği bulunur. Sürekli kalite gelişiminin tasarımı, uygulanması ve
sürdürülmesi için üç aşamalı bir Süreç İzleme/İnceleme söz konusudur: [6]
İnceleme ve Tasarlama. Öğrenen organizasyon
yaratmanın başlangıç aşamasıdır. Vizyon, misyon ve değerler oluşturulur ya da
gözden geçirilir. TKY stratejisinin var olan kültür içinde misyonun ve
değerlerin hayata geçirilmesine nasıl yardımcı olabileceğini anlamak için TKY
model ve tekniklerinin gözden geçirilmesi söz konusudur. (EFQM, Malcolm
Baldrige.)
Uygulama Aşaması. İletişim, eğitim, Toplam
Kalite süreç ve ilkelerinin uygulanması dahil olmak üzere işletme ve
departmanlar çapında hedeflerin belirlenmesi ve planların yapılmasını kapsar.
Çalışanların işletme tarafından geliştirilen özel modellerin yanı sıra,
teorileri ve diğer modelleri gözden geçirecekleri bu program, karşılıklı
etkileşimi artıracaktır. Bu, olayın bilincine varmalarını sağlayacak ve öğrenme
süreci başlayacaktır.
Sürdürme Aşaması. Sürekli ölçme ve
değerlendirme, modelinin uygun olup olmadığının gözden geçirilmesi,
ödüllendirme sisteminin uygunluğunun değerlendirilmesi ve sonuçlarını sürecin
uygulama kısmına yerleştirmektir. Öğrenme bir süreç olarak devam etmektedir.
Genel olarak TKY Organizasyonlarının
öğrenmeye bakış açısı, tek döngülü/adaptif öğrenmeye, yani duruma uyum
sağlamaya dayanır. Tek döngülü öğrenme, problemleri şimdiki zamanda çözme
üzerinde yoğunlaşır, hareketlerin uygunluğunu incelemez, çok ufak gelişmeler
üzerinde durur. Esas olarak mevcut iş yapma yöntemlerinin altında yatan temel
varsayımları sorgulamamakta ve tek boyutlu sorulara cevap vermektedir.
Problemlerin temel sebeplerini, böylece
teoriyi ve öğrenme sürecini sorguluyor olmak çift döngülü/yaratıcı öğrenmedir.
Senge’ye göre çift döngülü/yaratıcı öğrenme yaratmayla alakalıdır; sistem
düşüncesi, paylaşılan vizyon, kişisel ustalık, ekip öğrenmesi ve yaratıcı
gerilim gerektirir. Yaratıcı öğrenme uyumsal öğrenmenin aksine dünyaya yeni bakış
açıları gerektirir ki; bu Toplam Kalite Yönetimi’nin ve Öğrenen
Organizasyonların istediği öğrenme şeklidir. Çift döngülü öğrenme temel
örgütsel değer, norm ve kültürün değiştirilmesinde başarılı olmuştur. Tek
döngülü öğrenme daha çok sürecin geliştirilmesini amaçlarken, çift döngülü
öğrenme temel kültürel değişmeye yönelik bir öğrenmedir. Tek döngülü öğrenmeden
çift döngülü öğrenmeye geçiş, öğrenmeyi öğrenme ya da ‘deuterolearning’ olarak
adlandırılmaktadır.
Öğrenen bir TKY Organizasyonu kurmak
suretiyle rekabet gücünün artmasına güzel bir örnek Apple Japan’da görülebilir
[7].
Apple Japan 1989’a kadar pazarın % 1’ine
sahipti. Firma yeni çağı ve değişimi yeni bir başkanla başlattı ve yönetim
danışmanlığı firması Arthur D. Little’ın bilgi teknolojisi ve yeniden yapılanma
konusundaki derin bilgisinden faydalanıldı. Pazara girme ve verimi artırma
konusunda bir çalışma istendi. Bunun için markayı yeniden konumlandırmak, bayi
ağını genişletmek, müşteri ilişkilerini iyileştirmek ve işyerinde öğrenen
organizasyon konseptini kurmak planlandı.
Apple Japan’da Öğrenen Organizasyon konsepti
kurulması, satışlara en optimistik tahminleri bile aşan artışlar getirmiştir.
1989’da %1 olan pazar payı 1995’de %15 olmuştur ve 1994 yılında 520.000
bilgisayar satarak 1.3 milyar dolar ciroya ulaşılmıştır. Görülebileceği üzere
Apple Japan’ın bu başarısının ana unsuru, öğrenen bir organizasyon olabilmekte
yatmaktadır.
Önümüzdeki yıllar değişim ve rekabet çağı
olacaktır. Gelecekle ilgili tahmin edilebilecek tek şey yine değişimdir. Kesin
olan, günümüz global pazarında yer alan her işletme için sürekli değişim ve
adaptasyonun tek hayatta kalma yöntemi olduğudur. Herhangi bir organizasyonun
değişim lideri konumuna gelmesi, 21. yüzyıl için merkezi bir yönetim
mücadelesidir. Değişim lideri değişimi fırsat olarak görür, değişimi arar,
doğru değişimleri bulmayı ve bu değişimleri organizasyonun içinde ve dışında
nasıl verimli kılacağını bilir.
Gelecek için politikalar
Değişim; [9] değişimi arayan ve sezen
sistematik metotlar, değişimin işletmenin içinde ve dışında doğru olarak
tanıtılması, değişimi ve sürekliliği dengeleyen politikalar ve sürekli öğrenme
istek ve becerisi gerektirir.
Toplam Kalite Yönetimi, değişim çağında
kurumları sonuca götürebilecek olanağı sunan bir yaşam ve yönetim felsefesi
olarak karşımıza çıkmaktadır. TKY’nin başarısı büyük ölçüde, sürekli olarak
nasıl daha iyi olabilir sorusuna yanıt araması ve bu yolla sistemin iyileşmesi
yönündeki değişiklikleri gerçekleştirmesine dayanır. Çünkü TKY değişimle baş
edebilmenin tek yolunun değişmek olduğunu ve iyininde daima daha iyisinin
olabileceğini kabul eder.
TKY’nin gelişmek için sürekli değişmek
gerekir ilkesi, kendi kendisini de yenileyeceği ve sadece bugünün değil,
yarının da en iyi yönetim tarzı olacağının güvencesini vermektedir.
Geleceklerine yön verme konusunda yeteneklerini sürekli olarak geliştirmekte
olan TKY organizasyonlarının oluşturulmasında, öğrenme öncü dalga olacaktır.
Çünkü; çalışan bütün bireylerin hangi kademede olurlarsa olsunlar, yaratıcı
güçlerini kullanmaksızın, toplam bir iyileşme ve gelişme yapmaları
olanaksızdır. Bütün öğrenme ve deneyim eğrilerinin de gösterdiği gibi;
gereğince teşvik edilen bilgi ve sevgi paylaşıldığında katlanarak büyümektedir.
Gelecekte gerçekten diğerlerinin önüne
geçecek başarılı organizasyonlar, herkese öğrenme sorumluluğu yükleyen ve
sürekli öğrenme eğiliminde olan, sevgi ve bilginin paylaşıldığı Öğrenen Toplam
Kalite Yönetimi Organizasyonları olacaktır. Başarılı olacak tek politika,
geleceğin oluşturulmasına çalışmak gibi görünüyor. Eğer insanlar dünü
sürdürmeye kararlıysalar, yarını yaratmaya uygun değillerdir.
Bir öğrenen organizasyon kurmak için
Senge’nin beş disiplini tavsiye edildi. [8]
1-Sistem düşüncesi. Sistem düşüncesi, geri
besleme olarak adlandırılan ve eylemlerin nasıl birbirini güçlendirebileceği
veya etkisini yok edebileceğini (dengeleyeceğini) gösteren basit bir kavramı
anlamakla başlar. Sistem düşüncesi, parçaları değil bütünü anlamayı ve
hareketlerimizin kendi gerçeğimizi nasıl şekillendirdiğini öğrenmeyi gerektirir.
Sistem düşüncesi tüm organizasyonel olayları daha açık görmemize olanak veren
ve bunları en etkili şekilde nasıl değiştirebileceğimizi anlamaya yardımcı olan
disiplindir. Organizasyonel öğrenmeyi geleneksel yaklaşımlardan farklı kılan
şey sistem düşüncesidir.
2-Kişisel ustalık. Ortak vizyon kişisel
vizyonlardan kaynaklanır. Benzer şekilde öğrenmeye karşı duyulan toplu bağlılık
da, bireysel bağlılıklardan kaynaklanır. Sürekli olarak geleceğini nasıl
yaratacağını öğrenen bir organizasyonun, yaşamlarında kendileri için önemli
olan konularda nasıl gelişeceklerini sürekli olarak öğrenen bireylerden
oluşması gereklidir.
3-Zihinsel modeller. Yönetim becerilerimizi
araştırma ve savunmayı dengeleyecek şekilde geliştirmemiz gereklidir. Zihni
modeller, dünyayı algılayışımızı, eylemlerimizi etkileyen yerleşmiş
varsayımları ve genellemeleri ortaya çıkarıp iyileştirmeyi ve değiştirmeyi
kapsar.
4-Müşterek vizyon. İşletmenin azminin,
kararlığının, hedefe bağlılığının ve amacını net bir biçimde ortaya koymasının
yerini hiçbir şey tutamaz. Öğrenme gereksinimi ve toplu öğrenme isteğini
yaratan da bunlardır. Ortak bir vizyon olmadan doğru dürüst bir öğrenme ancak
kriz durumlarında söz konusu olur ve kriz bitince öğrenme süreci de biter.
Organizasyon bir makine değil, canlı bir organizmadır. Bir insan gibi, kolektif
bir kimlik duygusu ve temel bir amacı vardır. Bu, benlik bilgisinin örgütsel
eşdeğeridir; işletmenin neyi savunduğu, nereye gitmekte olduğu, nasıl bir
dünyada yaşamak istediği ve en önemlisi, o dünyayı nasıl hayata geçireceği
konusunda ortak bir anlayışı ifade eder. Paylaşılan vizyon, bireysel vizyonu
paylaşılan vizyona dönüştürme disiplinidir.
5-Takım halinde öğrenme. Bilgi yaratan
organizasyonlarda takımlar son derece önemli bir rol oynarlar, çünkü insanların
birbirleriyle etkileşebileceği ve etkin düşünceye kaynaklık eden sürekli bir
diyaloğa girebileceği ortak bir bağlam sağlarlar. Takım halinde öğrenme
diyalogla başlayan, takım üyelerinin -varsayımları askıya alıp- gerçek bir
birlikte düşünme eylemine girebilmesi disiplinidir.
Kaynakça:
[1] Nesime Acar, "Sürekli Gelişme ve
Yetkinlik Kavramı", Executive Excellence Dergisi,
(Eylül 1999) : 20.
[2] Rıdvan Bozkurt, Toplam Kalite Yönetim
Sistemi, MPM Yayını, 1993 : 6.
[3] Öğrenen Organizasyonlar, Öğrenen
Organizasyonlar Uzmanlık Grubu, KalDer,
Mayıs 1998 : 24.
[4] David A.Garvin, "Öğrenen Bir Örgüt
Yaratmak", Bilgi Yönetimi, Harvard Business
Review, MESS Yayınları, Nisan 1998: 51.
[5] "Learning
Organisations-Implementation Strategies", The University of Edinburgh,
Haziran 2000, www.ee.ac.uk/~gerard (23.6.2000).
[6] James F. Rand, "Kalite ve
Öğrenme",
Executive Excellence Dergisi,
(Kasım 1997): 11.
[7] "Case Studies of the Learning
Organisations", The University of
Edinburgh, Haziran 2000, www.ee.ed.ac.uk/
gerard/ MENG/MEAB (29.5.2000).
[8] Peter M. Senge, Beşinci Disiplin, YKY,
Nisan 1993 :155-254.
[9] Peter F. Drucker, 21.Yüzyıl İçin Yönetim
Tartışmaları, Epsilon Yayınları, 1999: 85.
Ahmet Talat Us, Aydın Örme Sanayi Ticaret A.Ş.’de Üretim Planlama
Müdürü olarak görev yapmaktadır. Bu makale TÜSİAD-KalDer Makale Yarışması
Öğrenen Organizasyonlar ve TKY İlişkisi Kategorisinde birincilik ödülü
almıştır.
E-posta: ahmet@aydinorme.com.tr