Yaratıcılık,
yenilikçilik ve
Toplam Kalite
M. Cemal Yıldırım
Herkes birbirine yaşam meşalesini verir
- et quasi currents vitai lampada tradunt –
bir yortudan
İnsanlık tarihine şöyle bir göz attığımızda insanlığın yaratıcılığı sayesinde bu günlere geldiğini ve yaşam kalitesini sürekli artırdığını rahatlıkla gözlemleyebiliriz. İlkel toplumdan tarım toplumuna, tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş insanın değişime uyum, sorun çözme ve yaratıcılık kapasitesinin sürekli iyileşme doğrultusundaki boyutlarını bize somut bir biçimde anlatmaktadır. Milyonlarca yıllık insanlık tarihinde sürekli değişimin varlığı yadsınamaz. Bu değişimin etkisiyle gelecekteki ekonomik faaliyet olarak bilginin yerini ‘yaratıcılık’ alacaktır (Nomura Enstitüsü). Yani daha yaratıcı olan bireyler, kuruluşlar, devletler ve uluslar diğer uluslara göre her açıdan bir adım önde olacaklardır.
Gelmekte olan yaratıcılık çağında ülkemizi bir adım öteye götürebilmek, ancak bu durumu net bir biçimde anlayıp kavrayarak gerekli önlemleri alıp yaratıcılığı bir yaşam biçimi haline getirmemiz ile mümkün olacaktır. Diğer bir deyişle gelecekte ulus olarak daha iyi bir konumda olabilmek için yaratıcılığı yönetmemiz gerekmektedir. Yaratıcılığı yönetmek için de Toplam Kalite Yönetimi bize sağlam temelli, sistematik, uygun hallerde önleyici ve gözden geçirme ile sürekli iyileşen ve her şeyi kapsayan bir altyapı sunmaktadır.
Yaratıcılığın tarihi
El uzanıp kavramasaydı,
beyin de düşünüp kavrayamazdı
Uluğ Nutku
Hiçbir insan, hiçbir şirket ya da hiçbir ulus durduk yere kendiliğinden yaratıcı hale gelmemiştir. İnsanoğlunun yaratıcılığının temelinde her şeyi bilme ve öğrenme tutkusu ile körüklenen merak duygusu yatmaktadır. Böylece insan başlangıçta nedenlerini bilmeden deneme yanılma yoluyla doğanın bahşettiği imkanları kullanırken sonraları buralardan elde ettiği bilgileri üst üste koyup biriktirerek yavaş yavaş bilgiyi teknolojiye dönüştürmeye başlamıştır. İnsanlık tarihindeki herhangi bir anda, herhangi bir ulus tarafından geliştirilen bir bilgi ya da teknoloji, zamanla tüm insanlığın ortak malı haline gelmeye başlamıştır. Bugün insanlığın bilgisini teknolojiye dönüştürerek yarattığı ortak malı olan herhangi bir aracı elimize alıp kullandığımızda, bu aracın insanoğlunun belki de milyonlarca yıllık birikimi sonucu üretildiği gerçeğini çoğu zaman göz ardı ederiz. Bu aracın yaratılmasının arka planında yer alan bilimi ve teknolojiyi, görmezden geliriz.
O halde bilim, teknoloji, yaratıcılık ve yenilikçilik (innovation) bize ne anlam ifade etmektedir ona bir bakalım.
Bilim, sistemleştirilmiş bilgiler bütünüdür. Diğer bir deyişle, "Bilim; doğada meydana gelen olayların nedenlerini, birbiriyle olan bağlantılarını bulur, onları genelleştirir ve bu kuramsal bilgi yardımıyla sonradan meydana gelecek olayların nasıl ve ne zaman meydana geleceğini saptar."
Teknoloji bilimin üretime yansımasıdır ve üretim sürecinde etkili olan tüm faktörleri kapsar. Öte yandan teknoloji; endüstriyel süreçlerin sistematik bilgisi ve bu bilginin uygulanmasıdır. Kısaca teknoloji bilginin eyleme geçirilmiş halidir.
Yaratıcılık nedir?
Keşfin anasının gereksinim olduğu doğrudur; ancak bu doğruya eklenmesi gereken; babasının yaratıcılık, karısının ise bilgi olduğudur.
Jonathan Schattke
Herkesin üzerinde anlaştığı bir yaratıcılık tanımı bulabilmek çoğu zaman mümkün gözükmemektedir. Ancak bilim ve teknolojinin temelinde yaratıcılığın yattığı noktasında uzlaşmak olasıdır. Yani yaratıcılık olmadan bilim ve teknolojinin gelişmesi düşünülemez.
Yaratıcılığa ilişkin internet üzerinde veya herhangi bir sözlüğe baktığımızda karşımıza çok sayıda yaratıcılık tanımı çıkmaktadır.
Bu tanımlardan birkaçını burada verirsek;
Yaratıcılık, "yeni, uygun, faydalı, doğru ve değerli fikirleri belirli bir sonuca ulaştıran belirli işlemler yapılmadan, keşfe dayanan davranışlar yoluyla yaratılmasıyla sonuçlanan zihinsel süreçtir." Görüldüğü gibi, yaratıcı bir eylem sonucunda ortaya bir yenileme çıkışı söz konusu olmaktadır. Çarpıcı bir örnek olarak Guttenberg’in şarap presini alıp buna baskı harflerini ekleyerek matbaayı dönüştürmesini verebiliriz.
Sanat, müzik ve keşifler yaratıcılığın doğal parçaları olarak kabul edilmelidir. Sanat ile yaratıcılık arasındaki ilişkiyi şu sözle ortaya koyabiliriz: Sanat; güzellik karşısında duyulan heyecan ve hayranlığı uyandırmak için insanın kullandığı yaratıcılıktır. Yani yaratıcılık işi, bir heyecan ve duygu işidir de aynı zamanda.
• Yaratıcılık birbiriyle ilişkisi olan şeylerle oynamaktır.
• Yaratıcılık, daha önceden herhangi bir konu veya olgu hakkında birleştirilemeyen unsurlar arasında ilişki kurulmasıdır.
• Yaratıcılık, roman yazabilme yeteneğidir.
• Yaratıcılık, günlük sorunlara çözümler üretmedir.
• Yaratıcı olmak, herkesin gördüğünü görmek, ancak herkesin düşündüğünden farklı düşünmektir.
• Yaratıcılık, zihnin bilinç alanındaki imgeleri, orijinal veya herhangi bir olgusal alanda işlevlere yol açacak bir biçimde yeniden düzenleme yeteneğidir.
Sonuç olarak yaratıcılık dediğimizde, doğrudan insana yönelmekteyiz. Yaratıcılık kişisel bir olgudur ve kişisel, sosyal, kültürel sınırlar çerçevesinde ya da bu sınırların dışında yaratıcı bir iklimde insanın aklında oluşur.
Yaratıcılığın koşulları nelerdir?
İş ağaçta değil, onu böyle büyüten toprakta
Bilmek önemli değil, asıl iş anlamakta
Kudüs’te çanlar çalar, Mekke’de ezanlar büyürse de
Gerçeklerin en yalnızı, en katlanılmazı ve en kemiklisi
Şu çıplak doğanla, şu ölen çıplakta...
Attila İlhan’ın Zincirleme Rubailer isimli şiirinden
Attila İlhan’ın yukarıda verilen Zincirleme Rubailer isimli şiirinde yaratıcılık söz konusu olduğunda, doğrudan insana yönelmemiz gerektiği gerçeğini çok yalın bir şekilde vurgulanmaktadır. Bu bakış açısıyla yaratıcılık için her şeyden önce yaratıcı insanlara gereksinim vardır. İnsanlar ancak yaratıcılığı destekleyen bir iklimde kendilerini ve fikirlerini ortaya koyabilmektedirler. Dolayısıyla birbirini sürekli besleyen yaratıcılık, yenilikçilik, bilim ve teknoloji ancak özgür ortamlarda serpilip boy atabilir. Ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın Bilim ve Uygarlık isimli makalesinden kısaltarak aldığımız bazı cümleler yaratma ikliminin nasıl olması gerektiğine dair bize ışık tutabilir.
"Yaşadığımız bu ekonomik sıkıntı çağında ulusları ayakta tutan manevi güçlerin neler olduğu açıkça belirmektedir. Umarız ki, geleceğin tarihçisi, Avrupa’nın politik ve ekonomik bakımdan birleştiği bir gün, çağdaş olayları yargıladığı zaman, günümüzde bu kıtanın özgürlük ve onurunun batı devletleri tarafından kurtarılmış olduğunu, bu güç zamanlarda kin, nefret ve zorbalığa kaymadan sıkıntıya karşı koyan Batı Avrupa’nın kişi özgürlüğünü başarı ile savunup bilgi ve buluşlara yol açtığını görecek ve söyleyecektir. Çünkü kendi varlığına saygısı olan insan için hayat, bu özgürlük olmadan yaşanmaya değmez."
Kurumsal yaratıcılık
Çoğu kuruluş 10 yıl öncesine kadar firma birleşmeleri, küçülme ve kalite iyileştirme gibi çeşitli araçlar kullanarak kârlılığını ve verimliliğini koruyabiliyordu. Artık bir firmanın kurumsal olarak kârlılığını ve verimliliğini koruyabilmesi piyasaya sorunu çözen yeni, farklı ve yaratıcı önlemler üretmesine bağlı olduğu görülmektedir. Kurumsal olarak eğer yaratıcı olamıyorsak, dünya değişirken bizim olduğumuz yerde çakılıp kalma gibi bir tehlike ile karşılaşmamız söz konusudur. Bu nedenle geleceğimizi yaratırken bugün elde ettiğiniz sonuçlara mutlaka bakmalıyız. Yaratıcı insanlarla yeni fikirler üreterek, bu fikirleri paraya ve geleceğimize dönüştürmek zorundayız. Kurumsal seviyede pazarın ihtiyaçları ile yaratıcı fikirlerin evlendirmesi kârâ ve verimliliğe dönüştürülmesi gelecek açısından vazgeçilmez olarak görülmektedir. Kurumsal açıdan yukarıda özetlemeye çalıştığımız bu durumu yaratıcı düşünce konusunda dünya çapında bir otorite olan Dr. Edward de Bono aşağıdaki sözlerle vurgulamaktadır;
"Rekabet yoğunlaştıkça, yaratıcı düşünceye olan gereksinimde artacaktır. Her şeyi daha iyi yapabilmenin sonu yoktur. Etkili ve problem çözücü bir yaklaşım artık yeterli değildir. İş yaşamı, rekabetçi talepleri karşılamak için hem stratejik seviyede hem de çalışan seviyesinde yaratıcılık gerektirmektedir."
Yaratıcılık ve kalite
Her kuruluş bir tek çekirdek rekabet gücüne
ihtiyaç duyar; o da yaratıcılık ve yenilikçiliktir.
Peter Drucker
Kalitenin özünde yaratıcılık vardır. Kalite sözlükte "bir ürün veya hizmetin belirlenen ve olabilecek ihtiyaçları karşılama kabiliyetine dayanan özelliklerinin toplamı" şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımda yer alan, belirlenen ve olabilecek ihtiyaçlar yaratıcı, yenilikçi ve sorun çözücü düşünce olmadan karşılanamaz. Olaya kaliteyi çok daha geniş bir perspektifte ele alan Toplam Kalite felsefesi kapsamında baktığımızda Toplam Kalite Yönetimi sürekli iyileşme temeline dayanır ve diğer alanlarda geliştirilen araçlardan da bu doğrultuda yararlanır. Yaratıcılığa yönelik bir kısmını daha önceki bölümlerde aktarmaya çalıştığımız birçok bilgiye erişmek mümkündür. Ancak burada kritik olan bu bilgileri kavrayıp, anlayıp kalite yönetiminde kullanabilmektir.
Kuruluşlar neden bugün yaratıcılık ve yenilikçiliğe bu kadar önem vermeye başladılar. Çünkü;
1. Tüketici giderek artan oranda yaratıcı ve yenilikçi çözümler istemektedir. Çünkü tüketici günlük deneyimiyle sürekli yeni fikirler üretir ve bunun bir yenilik olarak günlük yaşamına en kısa zamanda yansımasını bekler. Deming, yenilikçiliğin yeterli olmadığını mutlu ve kuruluşa bağlı müşteri elde etmenin daha önemli olduğunu söylemektedir.
2. Rakipler geçmişte yapılan yenilikleri giderek daha iyi ve hızlı taklit etmektedirler. Geçen yıl yapılan bir yenilik hemen taklit edilmektedir. Patent alma, taklidi engellemede yetersiz kalmaktadır. Pazarda kalabilmek için sürekli yenilik gerekmektedir.
3. Yenilik yeni teknoloji ile mümkündür. Joseph L. Bower and Clayton M. Christensen’in teknoloji yoğun sanayilerde başarı üzerine yaptıkları bir araştırma tek bir ilkeyi göstermiştir. Oda eğer bir firma teknolojik olarak yenilik yapabilecek kapasiteye sahip değilse, başkaları bunu yapar ve pazarı ele geçirirler.
4. İş yaşamını değişime rağmen aynı yaklaşımlarla sürdürmemek. Artan karmaşıklık ve gelişen teknoloji, eski sorunlara yeni çözümler gerektirir.
Toplam Kalite, sürekli iyileşme ve yaratıcılık
EFQM 2000 Kalite Ödülü Modeli’nde yer alan ve şekil 1’de (sf. 21’de) verilen temel kavramları hayata geçirmek ancak kuruluş çapında yaratıcılık ve yenilikçiliğin desteklenmesi ile mümkündür. Nitekim model, yaratıcılık ve yenilikçiliği ana tema olarak dokuz kriterin temeline yerleştirmiştir.
Sonuç Yönelimlilik: Mükemmellik tüm paydaşların (kuruluş ile finansal ilişkisi olan çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, toplum gibi) beklentilerinin dengelenmesi ve tatmini ile mümkündür.
Müşteri Odaklılık: Müşteri ürün veya hizmetin kalitesinin nihai hakemidir. Müşteri bağlılığı, kalıcılığı ve pazar payı kazanımı kuruluşun mevcut ve potansiyel müşterilerinin beklentilerine odaklanmasıyla en iyi şekilde optimize edilir.
Liderlik ve Amaç Birliği: Liderler davranışları ile kuruluşta ve çevresinde hedef birliği ve açıklığı yaratırlar.
Süreçlerle ve Gerçeklerle Yönetim: Kuruluşlar, birbirleriyle ilişkili tüm faaliyetlerin anlaşıldığı ve sistematik olarak yönetildiği, kararların var olan çalışmalarda ve planlanan iyileştirmelerde paydaşların algılamalarını da içeren
Çalışanların Geliştirilmesi ve Katılımı: Çalışanların tüm potansiyeli, herkesin katılımını cesaretlendiren değerlerin paylaşılması, güven kültürü ve bilginin paylaşımı ile en üst seviyede açığa çıkarılır.
Sürekli İyileşme, Öğrenme ve Yaratıcılık: Kuruluş performansı sürekli iyileşme, yaratıcılık ve öğrenme kültürü içinde bilgi paylaşımına dayalı bir yönetim biçimi ile maksimize edilir.
Ortaklıklar Geliştirme: Bir kuruluş ortakları ile karşılıklı güvene, entegrasyona, bilgi paylaşımına dayalı bir yarar ilişkisi ile daha etkin çalışır.
Kamu Sorumluluğu: Bir kuruluş ve çalışanları, uzun vadede ahlaki bir yaklaşımla toplumsal yasalar ve beklentilerin ötesinde çalışarak içinde bulunduğu topluma en iyi hizmeti verir.
Kuruluşlarda Toplam Kalite araçlarını kullanarak
yaratıcılığı nasıl artırabiliriz?
“Öğretmenler sadece kapıyı açarlar,
içeriye kendiniz girmelisiniz.”
Çin Atasözü
Kuruluşta başarı için Toplam Kalite uygulamalarının tamamının yaratıcılığı destekleyecek doğrultuda yönlendirilmesi gerekmektedir. Kuruluşta yaratıcılığın keyifli bir etkinlik olduğu kabul edilmelidir. Eğer insanlar yaratıcılıklarından keyif alırlarsa daha etkili ve verimli çalışırlar.
Kuruluşta yaratıcılığın artırılabilmesi için doğal yaratıcılık serbest bırakılmalıdır. Çünkü herkes kendi çapında yaratıcıdır! Yaratıcılık ile ilgili yapılanlar tüm kuruluş çapında paylaşılmalıdır.
Yaratıcılığı geliştirmek için beyin fırtınası teknikleri kullanılmalıdır. Yaratıcılığı geliştirecek ve motive edecek önlemler alınmalıdır. İnternet gibi yeni ve çağdaş araçları yaratıcılık doğrultusunda kullanılmalıdır.
Kuruluşta çalışanlar yakından tanınmalı ve onların yaratıcılık potansiyelleri belirlenmelidir. Bu yaklaşımların tamamı Toplam Kalite’yi destekler nitelikte olmalıdır.
Sonuç
Gelmekte olan yaratıcılık çağına ülkemizi mutlaka hazırlıklı tutmalıyız. Ülkemiz yaratıcılık için batıdaki rönesans dönemine benzer bir aydınlanmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle gelecekte çağdaş uluslar arasında yer almamız için toplumun gelişiminin insanın gelişimi olduğu bilinciyle yaratıcılığı ve sorun çözme kapasitesini artırmaya yönelik daha yaygın, daha uzun süreli ve insan kapasitesini geliştirici temel ve yaşam boyu eğitimlere yönelmemiz gerekmektedir. Bu eğitimleri saptamak ve hayata geçirmek için Toplam Kalite ilkelerinden yararlanabiliriz. İnsanı insan yapan özellikler; zekası, düşünmesi, konuşup, yazıp, iletişim kurması; sorması, araştırmaya, geliştirmeye ve anlamaya yönelik olması; iyiyi, doğruyu ve güzeli araması; kendinden önce üretilenlere yeni bilgiler eklemesi gibi özellikleridir. İnsanımızı bu özelliklerden mahrum kılmayacak bir yaklaşımı hemen yaşama geçirmeliyiz.
Bilgi aktarmaya, pasif bir eğitime, tekrara ve taklide dayalı mevcut eğitim uygulamasını terk ederek hemen hemen her düzeydeki eğitim kurumlarımızın sistematik bir şekilde yaratıcılığı, bilimsel düşünmeyi, problem çözmeyi ve eleştirmeyi içeren davranışların gelişmesine destek sağlayacak hale dönüştürmeliyiz. İnsanlık tarihinde her bin yıllık dönem, çok köklü değişikliklerin başlangıç noktası olmuştur. Bu dönüşüm noktası, ülkemiz için de bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.
Ülkemizde bu değişimi, bu dönüşüm noktasını kavramak ve bundan yararlanarak en önemli unsurumuz olan insanımızı dünya ölçeğinde rekabet edebilir, söz söyleyebilir, bilim ve bunun yansıması olan teknoloji, sanat, felsefe üretebilir kısaca insan olmanın onuru olan yaşamak için üretimi gerçekleştirebilir hale getirmeliyiz. Aklın bilgi ile bütünleşerek ülkenin kalkınmasının temel harcı olması, bu yaklaşımın demokrasiye katkıda bulunarak, bir hoşgörü ortamında üretimin, verimliliği artırması, kaliteyi iyileştirmesi ancak böyle yaklaşımların hayat bulması ile mümkün olacaktır.
M. Cemal Yıldırım, Erdemir’de Teknolojik Yönetim Sistemleri Baş Mühendisi olarak çalışmaktadır. Bu makale 1999 yılı
TÜSİAD-KalDer Makale Yarışması’nda birinci olmuştur.
E-posta: mcyildirim@erdemir.gov.tr